Geçen ay, uzun süredir ertelediğim bir hayali gerçekleştirdim: arabamla birlikte feribota binmek! Aslında bunu hep merak etmişimdir, ama hep "Aman, ne gerek var, uçak var, tren var" diyerek kaçırmıştım. Ta ki, Bodrum’dan Datça’ya gitme fikri aklıma düşene kadar. O gece kararımı verdim: bu kez araçsız değil, arabamla gidecektim. Peki, nasıl bir deneyimdi? İşte size, ilk kez arabalı feribota binen biri olarak, hem uyarılar hem de övgülerle dolu bir yolculuk notu.
Hazırlık: Ne Getirmeli, Ne Unutmamalı?
İlk yapmam gereken şey, feribot şirketinin internet sitesini incelemekti. Çünkü her şirketin kuralları farklıymış. Mesela, bazıları araçta yiyecek-içecek tüketimine izin verirken, bazıları sadece paketli su içilmesini istiyormuş. Benim bindiğim feribot da ikinci gruba dahildi. Yani, yolculuk boyunca susuz kalma ihtimaline karşı termosuma bolca çay doldurdum. Ayrıca, araçta battaniye ve yastık da getirmiştim; çünkü o soğuk feribot salonlarında oturmak, evdeki koltuk kadar konforlu değildi.
Bir diğer önemli detay da biletinizi önceden ayırtmanız. Benim bindiğim feribot neredeyse doluydu ve son anda yer kalmamıştı. Neyse ki, ertesi gün için rezervasyon yaptırmıştım. Araç için ekstra ücret ödenmesi gerektiğini de unutmamak lazım! Benim arabam orta boyutlu olduğu için, standart ücretin üzerine az bir miktar daha ödedim.
Varışta İlk İzlenim: Kokular, Sesler, Renkler
Sabahın erken saatlerinde Marmaris Limanı’na ulaştım. Arabamı park ettikten sonra feribotun olduğu yere yürüdüm. İlk dikkatimi çeken şey, denizin kokusu oldu. Tuzlu, hafif serin bir esintiydi sanki. Feribotun rıhtımda bekleyen kalabalığı da görmek ilginçti. Bazıları heyecanlıydı, bazılarıysa stresliydi. Ben de biraz gerildim doğrusu; çünkü arabamla birlikte o daracık rampalardan geçmek, ilk kez deneyimleyeceğim bir şeydi.
Feribotun içine adım attığımda, bir anda farklı bir dünyaya girdiğimi hissettim. Dar koridorlar, metal merdivenler, motorların uğultusu... Ve tabii ki, o benzersiz feribot kokusu: biraz yağlı, biraz rutubetli, ama aynı zamanda deniz kokusuyla karışmış, tanıdık bir koku. Salonda oturan yolcuların sohbetleri, çocukların gülüşleri, garsonların tepsilerdeki yemekleri sunuş sesleri... Her şey biraz karmaşık, biraz düzensiz ama bir o kadar da canlıydı.
Araçta Mı Yoksa Salonda Mı?
İşte hep merak ettiğim soru: araçta kalmalı mıydım yoksa salona mı çıkmalıydım? Araçta kalmak, daha fazla kişisel alan sunuyordu. Arabamın içinde oturup, etrafımı çevreleyen diğer araçları seyretmek ilginçti. Fakat, motorun sesi ve araçların sallanması, bazen biraz rahatsız ediciydi. Öte yandan, salona çıkmak, diğer yolcularla sohbet etme fırsatı sunuyordu. Ben de ikisini de denedim: ilk yarım saatimi arabamda geçirdim, sonra salona çıktım.
Salonda, çeşitli yaşlardan insanlar vardı. Bir grup genç, gitar çalıyordu. Bir başka masada, yaşlı bir amca, dalgın dalgın denizi izliyordu. Kadınlı erkekli bir aile, yanlarında getirdikleri simitleri paylaşıyordu. Lezzetli bir koku yayılan bu anlar, feribot yolculuğunu sıradan bir yolculuk olmaktan çıkarıyordu.
Yolculuk Sırasında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Feribot yolculuğu sırasında aklınızda bulundurmanız gereken birkaç şey var:
- Sabit durun! Araçta kalacaksanız, aracınızı park frenine alın ve camları iyice kapatın. Sallantı sırasında arabanın kaymasını istemezsiniz, değil mi?
- Emniyet kemerinizi takın! Evet, feribotta da emniyet kemeri var. Salonda oturuyorsanız, sandalyenizin kemerini takmayı unutmayın.
- Çantanızı yanınızda taşıyın. Feribotda tuvalete gitmek istediğinizde, koridorlar dar olduğu için çantanızı arabanızda bırakmanız daha pratik olacaktır. Ben de öyle yaptım ve hiç pişman olmadım.
- Çöpünüze sahip çıkın. Feribotda temizlik çok önemli. Çöpünüzü yanınızda getirdiğiniz poşete koyup, limanda atın.
Yeme-İçme: Feribotda Ne Yenir Ne İçilir?
Benim bindiğim feribotda yemek servisi vardı. Menüde sandviçler, poğaça çeşitleri, çorba ve çeşitli içecekler bulunuyordu. Fiyatları biraz pahalıydı, ama mecburen yemek yemek zorundaydım. Ben de bir poğaça ve bir bardak çay sipariş ettim. Poğaçanın içindeki peynir erimiş ve lezzetliydi, çay da sıcacık... Ama unutmayın, feribotta yemek yemek, restoranda yemek yemek gibi değil. Hızlıca yenmesi gereken bir şey bu.
Eğer bütçeniz müsaitse, yanınızda atıştırmalıklar getirmenizi öneririm. Ben de yaptığım gibi, kuru yemiş ve meyveyle yolculuğuma destek verdim. Hem daha sağlıklı hem de daha ekonomik oluyor.
Varış Noktasında Ne Bekliyor?
Sonunda, Datça Limanı’na ulaştık. Rampa yavaşça indi, araçlar sırayla inmeye başladı. Burada dikkat etmeniz gereken şey, limanda trafik yoğunluğu. Eğer siz de benim gibi erken saatlerde varmışsanız, yolcu indirme bindirme işlemleri hızlıca yapılacaktır. Ama akşamüstü saatlerinde olsaydım, belki de uzun bir kuyrukla karşılaşabilirdim.
Araçtan indikten sonra, limanda birkaç mağaza ve kafe bulunuyor. Ben de yolculuğun yorgunluğunu atmak için bir kahve içtim. Taze demlenmiş, orta sertlikte bir Türk kahvesi... Ah, ne kadar da iyi geldi!
Sonuç: Feribot Yolculuğuna Değer mi?
Arabalı feribot yolculuğu, ilk kez yapanlar için biraz stresli olabilir. Ama eğer benim gibi, yolculuğun tadını çıkarmayı bilirseniz, gerçekten unutulmaz bir deneyim oluyor. Hem arabanızla birlikte seyahat etmek, hem de denizin keyfini doyasıya yaşamak... Hele ki, gittiğiniz yerde arabanızın olması, size hareket özgürlüğü de sağlıyor.
Benim tavsiyem, ilk kez araçla feribota binecekler için: rahat giyinin, yanınıza yiyecek-içecek alın ve yolculuğun tadını çıkarın. Evet, her şey biraz kaba ve düzensiz görünebilir, ama işte bu da feribot yolculuğunun sihri! Hem zaten denizde geçirdiğiniz süre, karadaki o telaşlı yaşamdan kısa bir kaçış değil mi?
Artık siz de benim gibi düşünüyorsunuzdur: bir sonraki tatilinizde, uçakla değil, arabalı feribotla gitmeyi denemelisiniz. Kim bilir, belki de sizin için de unutulmaz bir macera olur!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder